Bilinmeyen Yönleriyle Muhsin Yazıcıoğlu



İslam davasının cesur müdafii, Türk siyasetinin örnek Devlet adamı; Büyük Alperen, BBP kurucu lideri, Şehit merhum Muhsin Yazıcıoğlu’nu bir kez daha rahmet ve minnetle anıyoruz. 


Muhsin Başkan, Anadolu’nun mağrur ve mağlup hüznü… Zor zamanlardan, korkulu tünellerden, karanlıklardan yürüyüp gelmişlerdi bu zamanlara. Bugün esamesi bile okunmayan bir dava adamıydı Muhsin Yazıcıoğlu. Kelimenin gerçek anlamıyla dava adamı. Dostluğun, kardeşliğin, fedakârlığın, derdi ve sevinci gerçekten paylaşmanın timsali… Bir yemin görkemi giyinmiş zamanlarda yaşamıştı onlar. Gerçekten yaşayanlardan. Bugün dostluklar da düşmanlıklar da politiklik de apolitiklik de naylondan, sentetik…

Mazisini satmadı dünyalık uğruna
En acımasız kavgaların ortasında mukaddesata derinden bağlılık. Bir mümin vakarı. Onda tecessüm eden en belirgin hasletlerdi bunlar. Siyaseti kendi ikbal ve istikbali için bir basamak olarak kullanmadı. En çalkantılı dönemlerde, en önlerde olmasına rağmen siyaseti rant alanı olarak görmeyen bir anlayışın sahibiydi.

Siyaseti halka hizmet için yapan nadir insanlardandı. Hiçbir zaman reel politiğin cinlikleri, ayak oyunları, dümenleri ilgisini çekmedi. Anadolu’nun saf yiğitlerindendi. Safiyet ve mazlumiyet… İçinde yer aldığı kuşak sağlı sollu gerçekten çok acı çekmiş, gadre uğramış, her türlü haktan kısıtlanmış bir kuşaktı. Sonrasında gelen nispeten daha durgun, olaysız zamanlarda bu geçmişin sermayesini tüketme eğiliminde olmadı.

Birçok insan başka yerlere, akçeli işlere savrulurken O, hep dimdik davasının peşinde yürüdü. Önüne açılan fırsat kapılarını tekmelemeyi bildi. Mazisini satmadı dünyalık uğruna. Zaten ölümü bunun göstergesi oldu. O, herhangi bir ideolojinin neferi olarak değil, bütün Türk milletinin yüreğinden kayıp giden bir yıldız oldu. Her kesimden insan Onu sonsuz yolculuğa en anlamlı şekilde uğurlamayı bildi.

Hakiki bir dava adamı… Eğilip bükülmeyen bir irade… Milletine adanmış bir ömür… Muhsin Başkan, devletini ve milletini çok seviyordu. Devleti ele geçiren, devletin çeperlerinde asalak gibi yaşayan gayri milli unsurlardan ziyadesiyle haberdardı. Bunlarla mücadele içindeydi. Nitekim bu mücadelenin ödülü zirvelerde, bembeyaz karların kefenlediği bir şehadet oldu. Keş Dağı mezar, ince ince yağan karlar kefen… (1)

Hayatı
·               Muhsin Yazıcıoğlu, 1954 yılında Sivas’ın Sarkışla ilçesi Elmalı Köyü’nde bir çiftçi ailesinin oğlu olarak doğdu. İlk ve orta öğrenimini Şarkışla’da yaptı. Yükseköğrenimini yapmak üzere 1972’de Ankara’ya geldi. Üniversite tahsilini, Ankara Üniversitesi Veteriner Fakültesi’nde tamamladı..

·         1978’de faaliyete geçen, Ülkücü Gençlik Derneği’nin kurucu Genel Başkanı oldu.. 12 Eylül 1980’de yapılan askeri darbenin ardından, MHP ve Ülkücü Kuruluşlar Davası, sanığı olarak cezaevine konuldu. 5,5 yılı hücrede olmak üzere 7,5 yıl Mamak Cezaevi’nde kalan Muhsin Yazıcıoğlu, 7,5 yıl cezaevinde kaldığı bu davadan herhangi bir ceza almadı.. 

·         1987’de arkadaşları ile birlikte MÇP’de siyasete girdi. MÇP’de Genel Sekreter Yardımcılığı görevinde bulundu.. 1991 genel seçimlerinde üç partinin oluşturduğu ittifak bünyesinde, Milletvekili adayı oldu. “O, inançlarınızı Meclis’e taşıyacak ”sloganıyla, Sivas’tan Milletvekili seçildi.. 

·         29 Ocak 1993 tarihinde Büyük Birlik Partisi kuruldu ve bu partinin Genel Başkanlığına seçildi.. TBMM’de Büyük Birlik Partisi Sivas Milletvekili olarak BBP’yi Meclis’te temsil etmiştir. 19 Ağustos’ta yapılmış olan BBP’nin 3. Olağanüstü Büyük kurultayında tekrar Genel Başkan oldu. Muhsin Yazıcıoğlu, evli ve iki çocuk babasıydı… 

Kendi Kaleminden Muhsin Yazıcıoğlu
Merhum lider Yazıcıoğlu Mamak Cezaevi hâtıralarında neler söylemiş bir bölümünü hep birlikte okuyalım: “Ben düşündüğüm zaman ne demişim hücrede;

Gençliğim dedim
Ver dediler, 
İstikbalim dedim
Yok dediler, 
Kanım dedim
Dök dediler,
Canım dedim
Milletin dediler,
Sevdim suçtur dediler
Ve çığlıkla yarıldı karanlık, 

Sevgimi çarmıha gerdiler!..”  Ben bu duygular içerisindeyim. Ben neyi sevmişim; ülkemi sevmişim, ülkem dedim milletim dedim değerlerim dedim. Hep Mevlana gibi hoşgörünün, Yunus gibi sevginin peşinde koştuk. Ama sonunda işkence gördük, zulüm gördük, hürriyetlerimiz alındı ve onlarca yıl cezaevinde yatıp hiç ceza almamış insanlarız...” “Bizim dokuz arkadaşımız idam edildi. Her idam cezaevinde büyük üzüntüye neden olmuştur. İdam cezaları infaz edildiğinde bütün koğuşlarda Kur’an okunarak hatim indirilirdi. Hatim duaları yapılırdı. O şekilde acılar hafifletilmeye çalışılırdı. Onlara dua ederek vazifemizi yerine getirmeye çalışırdık…”

Bakın işkence çekerken neler yazmışız;
Bağlı tavanda kollar
Vücut sıcağa hasret 
Titre ceryan gerçeği
Direnç gelin çiçeği.
Bitti beden direnci 
Bir baygın ana hasret
Ruh bedenin gerçeği 
Direnç iman ölçeği.”

“Hiç şüphesiz en büyük dava adamı bir defa Peygamber Efendimiz (s.a.v) yani O da bir dava adamıdır. Ona ne demişler Sana Mekke’nin emirliğini verelim, en güzel kızlarını verelim, sana imkânlar verelim. Hayır bana bir elime ayı, bir elime güneşi verseniz ben davamın peşindeyim demiş. O, kendine göre almış olduğu bir misyonu var ve gereğini yapmıştır… İnsanların saadeti ancak kendilerini yaratan Cenab-ı Allah’ın kitabı olan Kur’an-ı Kerim’e sarılmakla mümkündür…” (1)

25 Mart 2009’da, Kahramanmaraş Mitingi’nden Yozgat’a gitmek için bindiği helikopterin, Berit/Keş Dağı’na düşmesi sonucunda; “Ey sonsuzluğun sahibi Sana ulaşmak istiyorum” diyerek, milyonlarca Müslümanın duaları ile Hakk’a yürüdü. (2)

Kaynakça:
(1): Muaz Ergü
(2): Bilinmeyen Yönleriyle Muhsin Yazıcıoğlu, Mehmet Emin Gerger 

Yorumlar