“Biz hikâyemizi karanlıklara yazdık! İsteyen
mum ışığıyla da okur! Lakin okumasını bilmeyene güneş bile fayda etmez! “
Sen yasak bir elmasın, ben âdem… Sen, Cennet kadar güzel cehennem kadar yakıcısın. Sen, aldığım nefes kadar yakın asırlar kadar uzaksın.
Sen zümrüdü anka, ben kanadı kırık bir
kuş. 7 günah gibi 7 vadiyi de aşmalıyım
sana varmak için. Bir kardelen misali bekler misin beni ölüm de bile ey
sevgili? Buralar soğuk, ıssız ve karanlık sevgili. Korkuyorum; artık bir parça
ışıktan bile korkuyorum. İçinden çıkamadığım bu kuyunun beni hücrelerime kadar
eritmesinden korkuyorum. Korkuyorum sevgili… Ölümden değil, kalbimdeki aşkının
ölümünden korkuyorum…
Senden uzaklaşan yollarda bazen derviş bazen
de zerdüşüm. Oysa senden kaçmak ne mümkün? Cansın. Canansın. Gök kubbemsin. Gecemsin.
Güneşimsin… Bazen günahım bazen de sevabımsın…
“Biliyorum sana giden yollar kapalı “ diyordu
şair. Ey sevgili, sana ulaşmak için dağlar, ovalar ve denizler aşmam gerek.
Yine de ufuk gözükmüyor. Anlamıyor, anlamak istemiyor kalbim aramızdaki
Zülkarneyn seddini…
Ben hala gülüşünle ısıtıyorum ellerimi, bu
soğuk Sibirya gecelerinde. Ben üşümüyorum sevgili. Kardelen çiçekleri üşüyor. Gece
ayaz. Yüreğimde Kurt Yalnızlığı. Kalbimde gözlerin… Bir türkü çınlıyor kulaklarımda; “Ya sen gel
yanıma ya da ben varayım”…
Alp Er Tarık, 07.09.2020, İstanbul
Not: Bu yazının tüm hakları fikirpusulasi.blogspot.com aittir. Tamamının veya bir kısmının izinsiz kullanılması yasaktır.
Görüş
ve önerileriniz için;
Twitter: Alp Er Tarık
Facebook: KatreDergisi
Yorumlar
Yorum Gönder