Gittin
gönlüme saçtın firak, dönsen ne ola dönmesen ne ola
Attın kurşunu ektin nifak, sevsen ne ola sevmesen ne ola
Yaktın hasret
ateşini ettin beni bülbül, su versen ne ola vermesen ne ola
Sapladın hançeri öldü bülbül, merhem sürsen ne ola sürmesen ne ola
Attın Yusuf’u
kuyuya Yakup’u gözü yaşlı eyledin, Sultan olsan ne ola olmasan ne ola
Yıktın gönül
sarayımı tarumar eyledin, Züleyha olsan ne ola olmasan ne ola
Bırakmadın
nigâh-i gazabından gönlümde mecal, göz
görse ne ola görmese ne ola
Hasta kıldın
lal oldu dil-i zâr kalmadı mecal, dil söylese ne ola söylemese ne ola
Tutuldum kara
sevdaya dil- figâr çöllere düştü, aşk bülbülü ötse ne ola ötmese ne ola
Ey cefapişe
attığın ok kalbime düştü, senin yoluna can versek ne ola vermesek ne ola
Seng-i hare
olmuş o yârin kalbi, kalem dile gelse ne ola gelmese ne ola
Saçma
gözyaşını boşuna ey dili Kalbi, Mevlidi söylese ne ola söylemese ne ola…
Alp Er Tarık, İstanbul, 2020
Not: Bu yazının tüm hakları fikirpusulasi.blogspot.com aittir. Tamamının veya bir kısmının izinsiz kullanılması yasaktır.
Görüş ve önerileriniz için;
Facebook: KatreDergisi
Tarih esintili yeni satırlar okumak umut verici. Kalemine sağlık 😊
YanıtlaSil